Destelere dön

🎧 Uncle Phil'den Duygusal Anlar - Kelimeler

The Fresh Prince of Bel-Air'den seçilmiş sahnelerde geçen önemli ifadeler ve deyimler.

B2 📺 Dizi & Film EN → TR 🃏 12 kart 🌍 Herkese Açık Deste
#aile #dizi #duygusal ifadeler #film #konuşma kalıpları
Son güncelleme: 2026-06-13
▶ Çalışmaya Başla

Hemen pratik yap

  • 12 kart hazır
  • 4 şıklı test moduyla pekiştir
  • Tahmini süre: 2–4 dk
  • EN → TR

📊 Deste istatistikleri

Topluluğun bu destedeki performansı.

Bu deste henüz çalışılmamış. İlk çözen sen ol!

Bu destedeki kartlar

12 kart

stand on one's own two feet

kendi ayakları üzerinde durmak
+ bağımsız olmak

"I'm a man and a man should be able to stand on his own two feet."

Ben bir erkeğim ve bir erkek kendi ayakları üzerinde durabilmelidir.

👍 0 👎 0

make one's own way

kendi yolunu çizmek
+ kendi başına başarmak

"Make his own way like you did."

Senin yaptığın gibi kendi yolunu çizsin.

👍 0 👎 0

a hard road to travel

zor bir yol
+ çetin bir yolculuk

"It's a hard road to travel but after you travel it and you look back on what you accomplished you can say I did that."

Bu zor bir yol ama sonunda geriye dönüp baktığında 'Bunu ben başardım' diyebilirsin.

👍 0 👎 0

open doors for someone

birine kapı açmak
+ fırsat yaratmak

"I've worked hard to open doors for you."

Sana kapılar açmak için çok çalıştım.

👍 0 👎 0

less of a man

daha az erkek
+ erkekliğinden kaybetmek

"It doesn't make you any less of a man to walk through them."

O kapılardan geçmek seni daha az erkek yapmaz.

👍 0 👎 0

calm down

sakinleşmek
+ sakin olmak

"Did you ask your wife to calm down? Calm yourself, Barney Fife, please."

Karından sakinleşmesini istedin mi? Sen sakinleş, lütfen Barney Fife.

👍 0 👎 0

tie this place up with litigation

burayı davalarla boğmak
+ dava yağmuruna tutmak

"I'm going to tie this place up with so much litigation that your grandchildren are going to need lawyers."

Burayı o kadar çok davayla bağlayacağım ki torunlarınızın avukata ihtiyacı olacak.

👍 0 👎 0

leave someone in the dust

birini toz içinde bırakmak
+ çok geride bırakmak

"Sounds like you left them dancing in your dust."

Sanki onları tozun içinde dans eder halde bırakmışsın.

👍 0 👎 0

be on the verge of

eşiğinde olmak
+ neredeyse yapmak üzere olmak

"Now I see a person on the verge of realizing that potential."

Şimdi o potansiyeli gerçekleştirmenin eşiğinde birini görüyorum.

👍 0 👎 0

end of story

konu kapandı
+ lafı bile olmaz

"You are my son, end of story."

Sen benim oğlumsun, konu kapandı.

👍 0 👎 0

get through something

bir şeyi atlatmak
+ üstesinden gelmek

"Uncle Phil got me through my first date without him, right?"

Phil Amca ilk randevumu onsuz atlatmamı sağladı, değil mi?

👍 0 👎 0

waste money on

parasını boşa harcamak
+ gereksiz yere para harcamak

"I just wish I hadn't wasted my money buying this stupid present."

Keşke bu aptal hediyeyi alarak paramı boşa harcamasaydım.

👍 0 👎 0

💬 Bu deste hakkında hızlı yorumlar

Tek tıkla bu içeriğe hızlı bir izlenim bırak. Bir aktif yorumun olur; yenisini seçersen eskisi güncellenir.

Toplam yorum
👍 Olumlu 0 👎 Olumsuz 0 💬 Nötr 0 🎉 Eğlenceli 0
Hızlı yorum bırakmak ister misin? Giriş yap veya ücretsiz hesap aç.

Topluluk yorumları

Henüz yorum yok. Üye olunca sen de yorum bırakabilirsin.