Destelere dön

🎧 Why Do We Save Good Things for Later? | B2 English Podcast

İyi şeyleri özel bir gün gelene kadar saklama alışkanlığımızı ve bunun bedelini sorgulayan bir sohbet. Mum, şarap ya da güzel tabaklar gibi değerli eşyaları hangi gün için beklettiğimizi sorarken, aslında hayatın çoğunun sıradan günlerden oluştuğunu hatırlatıyor.

B2 💬 Günlük İngilizce EN → TR 🃏 15 kart 🌍 Herkese Açık Deste
#günlük konuşma #kelime #yaşam tarzı
Son güncelleme: 2026-11-05
▶ Çalışmaya Başla

Hemen pratik yap

  • 15 kart hazır
  • 4 şıklı test moduyla pekiştir
  • Tahmini süre: 2–4 dk
  • EN → TR

📊 Deste istatistikleri

Topluluğun bu destedeki performansı.

✨

Bu deste henüz çalışılmamış. İlk çözen sen ol!

Bu destedeki kartlar

15 kart

save for later

sonraya saklamak
+ ilerisi için ayırmak

"She bought a nice bottle of wine and decided to save it for later."

Güzel bir şişe şarap aldı ve onu sonraya saklamaya karar verdi.

👍 0 👎 0

ordinary day

sıradan gün
+ olağan gün

"On an ordinary day, I just eat cereal for breakfast."

Sıradan bir günde kahvaltıda sadece mısır gevreği yerim.

👍 0 👎 0

special occasion

özel gün
+ özel vesile

"We only use the good china on special occasions."

İyi porselenleri sadece özel günlerde kullanırız.

👍 0 👎 0

ceremony

tören
+ merasim

"Lighting the candle became a small ceremony for her."

Mumu yakmak onun için küçük bir tören haline geldi.

👍 0 👎 0

anticipation

beklenti
+ heyecanla bekleme

"The anticipation of opening the gift made her smile."

Hediyeyi açma beklentisi onu gülümsetti.

👍 0 👎 0

consume

tüketmek
+ kullanıp bitirmek

"If you consume the candle every day, it will be gone soon."

Mumu her gün tüketirsen yakında biter.

👍 0 👎 0

delay

geciktirmek
+ ertelemek

"He delayed using the good notebook for months."

İyi defteri kullanmayı aylarca geciktirdi.

👍 0 👎 0

out of fashion

modası geçmiş
+ moda dışı kalmış

"That shirt will go out of fashion if you keep it in the wardrobe."

O gömleği dolapta tutarsan modası geçer.

👍 0 👎 0

past its best

en iyi zamanını geçmiş
+ bayatlamış

"The wine was past its best after sitting for years."

Şarap yıllarca bekledikten sonra en iyi zamanını geçmişti.

👍 0 👎 0

bring oneself to do something

kendini bir şey yapmaya ikna edememek
+ bir türlü yapamamak

"I can't bring myself to write in that beautiful notebook."

O güzel deftere yazmayı bir türlü kendime yaptıramıyorum.

👍 0 👎 0

wait for the right occasion

doğru anı beklemek
+ uygun fırsatı beklemek

"The candle is waiting for the right occasion."

Mum doğru anı bekliyor.

👍 0 👎 0

keep something separate

bir şeyi ayrı tutmak
+ bir şeyi ayrı saklamak

"She keeps her good plates separate from the everyday ones."

İyi tabaklarını günlük tabaklardan ayrı tutar.

👍 0 👎 0

a form of having

bir tür sahip olma biçimi
+ bir sahiplik şekli

"Keeping the object can be a form of having it."

Nesneyi saklamak, ona sahip olmanın bir biçimi olabilir.

👍 0 👎 0

the point

asıl mesele
+ kastedilen şey

"I think that might be the point of the story."

Bence hikayenin asıl meselesi bu olabilir.

👍 0 👎 0

come around the corner

yaklaşmak
+ kapıya dayanmak

"The special day always seems to be coming around the corner."

Özel gün hep yaklaşıyor gibi görünüyor.

👍 0 👎 0

💬 Bu deste hakkında hızlı yorumlar

Tek tıkla bu içeriğe hızlı bir izlenim bırak. Bir aktif yorumun olur; yenisini seçersen eskisi güncellenir.

Toplam yorum
👍 Olumlu 0 👎 Olumsuz 0 💬 Nötr 0 🎉 Eğlenceli 0
Hızlı yorum bırakmak ister misin? Giriş yap veya ücretsiz hesap aç.

Topluluk yorumları

Henüz yorum yok. Üye olunca sen de yorum bırakabilirsin.
📢 Sponsorlu
GebzeMoto.com

GebzeMoto.com

Birlikte süren , birlikte eğlenen , birlikte maceralara atılan bir ekibin parçası olmak istersen bekleriz.

İncele