Destelere dön

🎧 Why Friendship Can Be Just As Meaningful as Romantic Love | Rhaina Cohen | TED

Arkadaşlık, romantik ilişkiler kadar anlamlı ve hayatımızda merkezi bir rol oynayabilir. Toplum ve politikalar genellikle arkadaşlığı küçümsese de, platonic ilişkiler sevgi, bakım ve destek sağlayabilir. Hayatımızı eşler, kardeşler veya arkadaşlarla paylaşma iznimiz olduğunu hatırlamalıyız.

B2 💬 Günlük İngilizce EN → TR 🃏 19 kart 🌍 Herkese Açık Deste
#arkadaşlık #ilişkiler #ted #ted talks #toplum
Son güncelleme: 2026-06-13
▶ Çalışmaya Başla

Hemen pratik yap

  • 19 kart hazır
  • 4 şıklı test moduyla pekiştir
  • Tahmini süre: 2–4 dk
  • EN → TR

📊 Deste istatistikleri

Topluluğun bu destedeki performansı.

Bu deste henüz çalışılmamış. İlk çözen sen ol!

Bu destedeki kartlar

19 kart

platonic

platonik
+ cinsellik içermeyen

"Natasha and Linda are the first legally recognized platonic co-parents in Canada."

Natasha ve Linda, Kanada'da yasal olarak tanınan ilk platonik ortak ebeveynlerdir.

👍 0 👎 0

working title

çalışma başlığı
+ geçici ad

"Our working title for the place is 'The Village.'"

Yer için çalışma başlığımız 'Köy'.

👍 0 👎 0

scheme

plan yapmak
+ düzen kurmak, entrika çevirmek

"It didn't take long for us to start scheming with about a half dozen other friends about trying to buy property together."

Yarım düzine kadar arkadaşla birlikte mülk satın almak için plan yapmaya başlamamız uzun sürmedi.

👍 0 👎 0

courtship process

kur yapma süreci

"One of them we kind of had a courtship process to recruit him to come to our city and live with us."

Birini, şehrimize gelip bizimle yaşaması için adeta bir kur yapma sürecinden geçirerek ikna ettik.

👍 0 👎 0

change one's tune

fikrini değiştirmek
+ tavrını değiştirmek, havasını değiştirmek

"The mother I mentioned, she's completely changed her tune."

Bahsettiğim anne, tamamen fikrini değiştirdi.

👍 0 👎 0

diminishment

küçümseme
+ değersizleştirme, azalma

"Sometimes this diminishment of friendship comes from the outside, and sometimes from the inside."

Bazen arkadaşlığın bu şekilde küçümsenmesi dışarıdan, bazen de içeriden gelir.

👍 0 👎 0

sworn brotherhood

kan kardeşliği
+ antlaşmalı kardeşlik

"There was a practice called 'sworn brotherhood,' where male friends would go through a ritual that would turn them into brothers."

Erkek arkadaşların onları kardeşe dönüştürecek bir ritüelden geçtiği 'antlaşmalı kardeşlik' adlı bir uygulama vardı.

👍 0 👎 0

frontier

sınır
+ uç nokta, keşfedilmemiş alan

"They were at the frontier of friendship, helping us imagine how much more we could ask of our platonic relationships."

Arkadaşlığın sınırındaydılar, platonik ilişkilerimizden ne kadar daha fazlasını isteyebileceğimizi hayal etmemize yardımcı oluyorlardı.

👍 0 👎 0

sober

ayık

"John decided that to support his friend, he would also become sober."

John, arkadaşını desteklemek için kendisinin de ayık kalacağına karar verdi.

👍 0 👎 0

co-parent

ortak ebeveyn

"They are the first legally recognized platonic co-parents."

Onlar yasal olarak tanınan ilk platonik ortak ebeveynlerdir.

👍 0 👎 0

sermon

vaaz
+ nutuk

"There is a Supreme Court case that you could mistake for a sermon."

Vaaz sanabileceğiniz bir Yüksek Mahkeme davası var.

👍 0 👎 0

plus-one

davetli eşi
+ refakatçi

"We would be each other's plus-ones to parties."

Partilere birbirimizin refakatçisi olurduk.

👍 0 👎 0

stumble into

tesadüfen bulmak
+ rastlamak, denk gelmek

"I got the sense that friendship could be this stronger force because of a friendship that I stumbled into."

Arkadaşlığın daha güçlü bir güç olabileceğini tesadüfen edindiğim bir arkadaşlık sayesinde anladım.

👍 0 👎 0

overlooked

göz ardı edilen
+ ihmal edilen

"There's an overlooked kind of relationship that we can turn to: friendship."

Başvurabileceğimiz göz ardı edilen bir ilişki türü var: arkadaşlık.

👍 0 👎 0

significant other

hayat arkadaşı
+ önemli diğer kişi, eş, partner

"We need other significant others."

Başka hayat arkadaşlarına ihtiyacımız var.

👍 0 👎 0

outlive

daha uzun yaşamak
+ sağ kalmak

"What happens if your marriage doesn't last until the end of your life, whether because of divorce or outliving your spouse?"

Boşanma ya da eşinizden daha uzun yaşama nedeniyle evliliğiniz hayatınızın sonuna kadar sürmezse ne olur?

👍 0 👎 0

contemplate

düşünmek
+ kafa yormak, derin derin düşünmek

"I'm going to get a little morbid and have you contemplate what happens if your marriage doesn't last."

Biraz kasvetli olacağım ve evliliğiniz biterse ne olacağını düşünmenizi isteyeceğim.

👍 0 👎 0

off the hook

kurtulmak
+ sorumluluktan kaçmak, paçayı kurtarmak

"Married people, you're not off the hook."

Evli insanlar, siz paçayı kurtarmadınız.

👍 0 👎 0

lonely person

yalnız kişi

"Marriage responds to the universal fear that a lonely person might call out only to find no one there."

Evlilik, yalnız bir kişinin seslenip de kimseyi bulamama korkusuna yanıt verir.

👍 0 👎 0

💬 Bu deste hakkında hızlı yorumlar

Tek tıkla bu içeriğe hızlı bir izlenim bırak. Bir aktif yorumun olur; yenisini seçersen eskisi güncellenir.

Toplam yorum
👍 Olumlu 0 👎 Olumsuz 0 💬 Nötr 0 🎉 Eğlenceli 0
Hızlı yorum bırakmak ister misin? Giriş yap veya ücretsiz hesap aç.

Topluluk yorumları

Henüz yorum yok. Üye olunca sen de yorum bırakabilirsin.