Destelere dön

🎧 Why You Are Stuck and How to Leave | B2 English Listening Practice

Kendinizi "bekleme odasında" kilitli hissetmenizin nedeni mükemmel anı beklerken harekete geçmemektir; oysa kapı hiçbir zaman kilitli değildi. Bu video, konfor alanı ile saklanma arasındaki farkı ve ertelemenin bedelini anlatırken sizi küçük ama gerçek bir adım atmaya çağırıyor.

B1 💬 Günlük İngilizce EN → TR 🃏 19 kart 🌍 Herkese Açık Deste
#ingilizce
Son güncelleme: 2026-10-20
▶ Çalışmaya Başla

Hemen pratik yap

  • 19 kart hazır
  • 4 şıklı test moduyla pekiştir
  • Tahmini süre: 2–4 dk
  • EN → TR

📊 Deste istatistikleri

Topluluğun bu destedeki performansı.

✨

Bu deste henüz çalışılmamış. İlk çözen sen ol!

Bu destedeki kartlar

19 kart

dress rehearsal

prova
+ son prova

"Your life is not a dress rehearsal; there is no second performance."

Hayatınız bir prova değil; ikinci bir gösterim yok.

👍 0 👎 0

micro exit

küçük çıkış
+ mini çıkış

"Every time you speak in a meeting, you are performing a micro exit from the room."

Her toplantıda konuştuğunuzda, odadan küçük bir çıkış gerçekleştiriyorsunuz.

👍 0 👎 0

play it safe

riske girmemek
+ temkinli davranmak, garantiye almak

"In learning English, playing it safe means staying within known words."

İngilizce öğrenirken riske girmemek, bilinen kelimelerle sınırlı kalmak demektir.

👍 0 👎 0

have skin in the game

risk almak
+ çıkarı olmak, sorumluluk almak

"You do not need to wait for fluency to have skin in the game."

Risk almak için akıcılığı beklemek zorunda değilsiniz.

👍 0 👎 0

make it count

anlamlı kılmak
+ değerlendirmek, boşa harcamamak

"This is my one life, and I am going to make it count."

Bu benim tek hayatım ve onu anlamlı kılacağım.

👍 0 👎 0

sovereignty

egemenlik
+ bağımsızlık

"This is the final test of your sovereignty."

Bu, egemenliğinizin son sınavıdır.

👍 0 👎 0

threshold

eşik
+ kapı eşiği

"As you stand at the threshold of the room, you might feel an urge to turn back."

Odanın eşiğinde dururken, geri dönme isteği duyabilirsiniz.

👍 0 👎 0

inertia

eylemsizlik
+ atalet

"The difficulty of this transition lies in the weight of inertia."

Bu geçişin zorluğu, eylemsizliğin ağırlığında yatar.

👍 0 👎 0

protagonist

başkahraman
+ ana karakter

"In a comfort zone, you are still the protagonist of your story."

Konfor alanında, hâlâ hikayenizin başkahramanısınız.

👍 0 👎 0

spectator

seyirci
+ izleyici

"If you feel like a spectator in your own life, this conversation is for you."

Kendi hayatınızda seyirci gibi hissediyorsanız, bu konuşma tam size göre.

👍 0 👎 0

waiting room

bekleme odası
+ bekleme salonu

"We call this place the waiting room, where nothing ever happens."

Bu yere bekleme odası diyoruz, burada hiçbir şey olmaz.

👍 0 👎 0

regret

pişmanlık
+ hayıflanma

"Regret is a slow, quiet poison that does not shout; it whispers."

Pişmanlık, bağırmayan yavaş ve sessiz bir zehirdir; fısıldar.

👍 0 👎 0

stagnation

durgunluk
+ hareketsizlik

"This is the hidden physics of stagnation that most people ignore."

Bu, çoğu insanın görmezden geldiği gizli durgunluk fiziğidir.

👍 0 👎 0

static friction

statik sürtünme

"Static friction is the force that prevents a stationary object from starting its movement."

Statik sürtünme, duran bir cismin hareket etmeye başlamasını engelleyen kuvvettir.

👍 0 👎 0

sanctuary

sığınak
+ kutsal yer, korunak

"A comfort zone should be a sanctuary where you recharge your battery."

Konfor alanı, enerji depoladığınız bir sığınak olmalıdır.

👍 0 👎 0

comfort zone

konfor alanı
+ rahatlık bölgesi

"A genuine comfort zone is a sanctuary, not a place of hiding."

Gerçek bir konfor alanı bir sığınaktır, saklanma yeri değil.

👍 0 👎 0

mirage

serap
+ hayal ürünü

"Perfectionism is a mirage that moves further away every time you take a step toward it."

Mükemmeliyetçilik, ona doğru her adım attığınızda daha da uzaklaşan bir seraptır.

👍 0 👎 0

perfectionism

mükemmeliyetçilik

"This is the myth of perfectionism, a mirage that moves further away."

Bu, mükemmeliyetçilik efsanesidir; her adımda uzaklaşan bir serap.

👍 0 👎 0

someday

bir gün
+ günün birinde

"The word someday is perhaps the most dangerous word in the English language."

'Bir gün' kelimesi belki de İngilizce'deki en tehlikeli kelimedir.

👍 0 👎 0

💬 Bu deste hakkında hızlı yorumlar

Tek tıkla bu içeriğe hızlı bir izlenim bırak. Bir aktif yorumun olur; yenisini seçersen eskisi güncellenir.

Toplam yorum
👍 Olumlu 0 👎 Olumsuz 0 💬 Nötr 0 🎉 Eğlenceli 0
Hızlı yorum bırakmak ister misin? Giriş yap veya ücretsiz hesap aç.

Topluluk yorumları

Henüz yorum yok. Üye olunca sen de yorum bırakabilirsin.
📢 Sponsorlu
Danger.TR

Danger.TR

Maceracı gezginlerin keşif ve paylaşım platformu. Geziler yada Rotalar planla, seninle aynı yere gidenleri gör, deneyimlerini paylaş.

İncele