Destelere dön

YDS Akademik Kelimeler - Deste 1: Fiiller ve Eylemler (A-D)

Akademik metinlerde sıkça karşımıza çıkan, A harfinden D harfine kadar olan önemli fiiller ve birlikte kullanıldıkları yapılar.

Orta 🧠 Kelime Hazinesi EN → TR 🃏 30 kart 🌍 Herkese Açık Deste
#akademik #sinav #verbs #yds
Son güncelleme: 2026-06-12
▶ Çalışmaya Başla

Hemen pratik yap

  • 30 kart hazır
  • 4 şıklı test moduyla pekiştir
  • Tahmini süre: 3–5 dk
  • EN → TR

📊 Deste istatistikleri

Topluluğun bu destedeki performansı.

Bu deste henüz çalışılmamış. İlk çözen sen ol!

Bu destedeki kartlar

30 kart

Curb

dizginlemek
+ zapt etmek, sınırlamak

"The central bank introduced high tax rates to curb rising inflation."

Merkez bankası, artan enflasyonu dizginlemek için yüksek vergi oranları getirdi.

👍 0 👎 0

Exacerbate

kötüleştirmek
+ şiddetlendirmek

"The cold winter weather will exacerbate the complex health situation of the patient."

Soğuk kış havası, hastanın karmaşık sağlık durumunu kötüleştirecektir.

👍 0 👎 0

Evoke

ortaya çıkarmak
+ anımsatmak, uyandırmak

"The traditional music can evoke beautiful memories from his childhood."

Geleneksel müzik, onun çocukluğundan güzel anıları ortaya çıkarabilir.

👍 0 👎 0

Entail

gerektirmek
+ yol açmak

"Building a new factory will entail a high financial cost and responsibility."

Yeni bir fabrika inşa etmek, yüksek bir finansal maliyet ve sorumluluk gerektirecektir.

👍 0 👎 0

Enhance

artırmak
+ geliştirmek, iyileştirmek

"The regular training program will enhance the technical performance of the team."

Düzenli eğitim programı, ekibin teknik performansını artıracaktır.

👍 0 👎 0

Encompass

kapsamak
+ içermek, çevrelemek

"The academic course will encompass various topics in international law."

Akademik kurs, uluslararası hukuktaki çeşitli konuları kapsayacaktır.

👍 0 👎 0

Eliminate

ortadan kaldırmak
+ elemek, yok etmek

"The new digital software tool will successfully eliminate spelling errors."

Yeni dijital yazılım aracı, yazım hatalarını başarıyla ortadan kaldıracaktır.

👍 0 👎 0

Distort

çarpıtmak
+ biçimini bozmak

"Some media channels try to distort facts to change public perception."

Bazı medya kanalları, kamuoyu algısını değiştirmek için gerçekleri çarpıtmaya çalışır.

👍 0 👎 0

Disrupt

aksatmak
+ bozmak, kesintiye uğratmak

"A sudden heavy storm could seriously disrupt the transport services in the city."

Ani ve şiddetli bir fırtına, şehirdeki ulaşım hizmetlerini ciddi şekilde aksatabilir.

👍 0 👎 0

Disclose

açığa çıkarmak
+ ifşa etmek, açıklamak

"The journalist refused to disclose the real identity of his secret source."

Gazeteci, gizli kaynağının gerçek kimliğini açığa çıkarmayı reddetti.

👍 0 👎 0

Diminish

azaltmak
+ eksilmek, önemini yitirmek

"The lack of continuous investment will diminish the historical value of the building."

Sürekli yatırım eksikliği, binanın tarihi değerini azaltacaktır.

👍 0 👎 0

Deter

caydırırmak
+ vazgeçirmek, engellemek

"Strong security walls will deter criminals from entering the private area."

Güçlü güvenlik duvarları, suçluları özel alana girmekten caydıracaktır.

👍 0 👎 0

Derive from

türetmek
+ -den kaynaklanmak, -den almak

"Many modern English words derive from ancient Latin sources."

Birçok modern İngilizce kelime, antik Latince kaynaklardan türetilmiştir.

👍 0 👎 0

Deplete

tüketmek
+ boşaltmak, azaltmak

"Intensive industrial farming practices can quickly deplete natural water resources."

Yoğun endüstriyel tarım uygulamaları, doğal su kaynaklarını hızla tüketebilir.

👍 0 👎 0

Deal with

ilgilenmek
+ çözmek, başa çıkmak

"The customer service department has to deal with many technical problems daily."

Müşteri hizmetleri departmanı, günlük olarak birçok teknik problemle ilgilenmek zorundadır.

👍 0 👎 0

Acknowledge

kabul etmek
+ onaylamak, itiraf etmek

"The government must acknowledge the contribution of local artists to society."

Hükümet, yerel sanatçıların topluma olan katkısını kabul etmelidir.

👍 0 👎 0

Contradict

çelişmek
+ aksini iddia etmek

"The new scientific findings contradict the traditional claims of the study."

Yeni bilimsel bulgular, çalışmanın geleneksel iddialarıyla çelişmektedir.

👍 0 👎 0

Contribute to

katkıda bulunmak
+ sebep olmak

"Regular physical exercise will contribute to the development of your muscles."

Düzenli fiziksel egzersiz, kaslarınızın gelişmesine katkıda bulunacaktır.

👍 0 👎 0

Constrain

sınırlamak
+ kısıtlamak, zorlamak

"High financial costs could seriously constrain the economic growth of the project."

Yüksek finansal maliyetler, projenin ekonomik büyümesini ciddi şekilde sınırlayabilir.

👍 0 👎 0

Consolidate

güçlendirmek
+ sağlamlaştırmak, birleştirmek

"The political leader took quick steps to consolidate his power in the country."

Siyasi lider, ülkedeki gücünü güçlendirmek için hızlı adımlar attı.

👍 0 👎 0

Confront with

yüzleştirmek
+ karşı karşıya getirmek

"The lawyer decided to confront the witness with new evidence."

Avukat, tanığı yeni kanıtlarla yüzleştirmeye karar verdi.

👍 0 👎 0

Comply with

uymak
+ itaat etmek, yerine getirmek

"Factories must comply with environmental regulations to avoid heavy legal fines."

Fabrikalar, ağır yasal cezalardan kaçınmak için çevre düzenlemelerine uymak zorundadır.

👍 0 👎 0

Compensate for

telafi etmek
+ karşılamak

"The company offered extra money to compensate for the sudden loss."

Şirket, ani kaybı telafi etmek için ekstra para teklif etti.

👍 0 👎 0

Coin

terim ortaya atmak
+ uydurmak

"The professor was the first scientist to coin the technical term."

Profesör, bu teknik terimi ortaya atan ilk bilim insanıydı.

👍 0 👎 0

Attenuate

zayıflatmak
+ etkisini azaltmak

"The new structural design will attenuate the severe impact of earthquakes."

Yeni yapısal tasarım, depremlerin şiddetli etkisini zayıflatacaktır.

👍 0 👎 0

Attain

elde etmek
+ ulaşmak, kazanmak

"She worked hard for years to attain her ultimate career goals."

Nihai kariyer hedeflerini elde etmek için yıllarca çok çalıştı.

👍 0 👎 0

Ascertain

belirlemek
+ tespit etmek, aslını öğrenmek

"The police are trying to ascertain the real cause of the sudden fire."

Polis, ani yangının gerçek nedenini belirlemeye çalışıyor.

👍 0 👎 0

Allocate

tahsis etmek
+ ayırmak, bölüştürmek

"The committee decided to allocate more funds for scientific research."

Komite, bilimsel araştırmalar için daha fazla fon tahsis etmeye karar verdi.

👍 0 👎 0

Alleviate

hafifletmek
+ azaltmak, dindirmek

"The new medical treatment helped to alleviate his chronic back pain."

Yeni tıbbi tedavi, onun kronik sırt ağrısını hafifletmeye yardımcı oldu.

👍 0 👎 0

Adhere to

uymak
+ bağlı kalmak, sadık kalmak

"All international students must adhere to the official guidelines of the university."

Tüm uluslararası öğrenciler üniversitenin resmi kılavuzlarına uymak zorundadır.

👍 0 👎 0

💬 Bu deste hakkında hızlı yorumlar

Tek tıkla bu içeriğe hızlı bir izlenim bırak. Bir aktif yorumun olur; yenisini seçersen eskisi güncellenir.

Toplam yorum
👍 Olumlu 0 👎 Olumsuz 0 💬 Nötr 0 🎉 Eğlenceli 0
Hızlı yorum bırakmak ister misin? Giriş yap veya ücretsiz hesap aç.

Topluluk yorumları

Henüz yorum yok. Üye olunca sen de yorum bırakabilirsin.