Destelere dön

YDS Akademik Kelimeler - Deste 2: Fiiller ve Eylemler (E-Y)

E harfinden Y harfine kadar olan akademik fiiller, eş anlamlıları ve yaygın kullanım kombinasyonları.

Orta 🧠 Kelime Hazinesi EN → TR 🃏 30 kart 🌍 Herkese Açık Deste
#akademik #sinav #verbs #yds
Son güncelleme: 2026-06-12
▶ Çalışmaya Başla

Hemen pratik yap

  • 30 kart hazır
  • 4 şıklı test moduyla pekiştir
  • Tahmini süre: 3–5 dk
  • EN → TR

📊 Deste istatistikleri

Topluluğun bu destedeki performansı.

Bu deste henüz çalışılmamış. İlk çözen sen ol!

Bu destedeki kartlar

30 kart

Retrieve

geri almak
+ kurtarmak, bulup getirmek

"The IT team managed to retrieve lost data from the broken computer."

Bilişim ekibi, bozulan bilgisayardan kayıp verileri geri almayı başardı.

👍 0 👎 0

Attainable

elde edilebilir
+ ulaşılabilir

"Setting an attainable target is the first step of a successful project."

Elde edilebilir bir hedef belirlemek, başarılı bir projenin ilk adımıdır.

👍 0 👎 0

Arbitrary

keyfi
+ rastgele

"The teacher's grading system felt arbitrary to the entire class."

Öğretmenin not sistemi tüm sınıfa keyfi göründü.

👍 0 👎 0

Ambiguous

belirsiniz
+ belirsiz, anlamı net olmayan

"The politician gave an ambiguous statement about the tax reform policy."

Siyasetçi, vergi reformu politikası hakkında belirsiz bir açıklama yaptı.

👍 0 👎 0

Adverse

olumsuz
+ zararlı, aksi

"The dangerous chemical substance had extreme adverse effects on health."

Tehlikeli kimyasal maddenin sağlık üzerinde çok ciddi olumsuz etkileri oldu.

👍 0 👎 0

Yield

sonuç vermek
+ ürün vermek, kazanç sağlamak

"The newly applied chemical method did not yield any useful results."

Yeni uygulanan kimyasal yöntem herhangi bir faydalı sonuç vermedi.

👍 0 👎 0

Vary

çeşitlilik göstermek
+ farklılık göstermek, değişmek

"The test results vary significantly depending on the age of the patient."

Test sonuçları, hastanın yaşına bağlı olarak önemli ölçüde çeşitlilik göstermektedir.

👍 0 👎 0

Undergo

süreçten geçmek
+ başına gelmek, maruz kalmak

"The historical building will undergo a long renovation process next month."

Tarihi bina, gelecek ay uzun bir restorasyon sürecinden geçecek.

👍 0 👎 0

Undertake

üstlenmek
+ girişmek, yükümlenmek

"The university decided to undertake a comprehensive research project."

Üniversite, kapsamlı bir araştırma projesi üstlenmeye karar verdi.

👍 0 👎 0

Undermine

zayıflatmak
+ baltalamak, çökertmek

"Continuous critical rumors can seriously undermine the corporate authority."

Sürekli eleştirel söylentiler, kurumsal otoriteyi ciddi şekilde zayıflatabilir.

👍 0 👎 0

Trigger

tetiklemek
+ başlatmak, yol açmak

"A sudden drop in stock market prices could trigger a panic."

Borsa fiyatlarındaki ani bir düşüş, bir paniği tetikleyebilir.

👍 0 👎 0

Sustain

sürdürmek
+ devam ettirmek, desteklemek

"The country needs new economic strategies to sustain industrial growth."

Ülkenin, endüstriyel büyümeyi sürdürmek için yeni ekonomik stratejilere ihtiyacı var.

👍 0 👎 0

Substitute for

yerine koymak
+ yedek olarak kullanmak

"You can use soy milk as a useful substitute for regular milk."

Soya sütünü, normal sütün yerine koyabileceğiniz faydalı bir alternatif olarak kullanabilirsiniz.

👍 0 👎 0

Squash

bastırmak
+ ezmek, susturmak

"The military force was deployed to squash the local rebellion quickly."

Askeri güç, yerel isyanı hızla bastırmak için görevlendirildi.

👍 0 👎 0

Retain

korumak
+ tutmak, muhafaza etmek

"The company managed to retain full operational control of the project."

Şirket, projenin tam operasyonel kontrolünü korumayı başardı.

👍 0 👎 0

Exceed

aşmak
+ geçmek, fazla gelmek

"The total sales of the new book exceed all corporate expectations."

Yeni kitabın toplam satışları tüm kurumsal beklentileri aşmaktadır.

👍 0 👎 0

Reinforce

güçlendirmek
+ sağlamlaştırmak, takviye etmek

"The teacher used physical examples to reinforce the abstract idea."

Öğretmen, soyut fikri güçlendirmek için somut örnekler kullandı.

👍 0 👎 0

Outweigh

ağır basmak
+ daha önemli olmak

"The potential benefits of the medicine clearly outweigh the minor risks."

İlacın potansiyel faydaları, küçük risklerine açıkça ağır basmaktadır.

👍 0 👎 0

Neglect

ihmal etmek
+ göz ardı etmek

"Parents should never neglect their core educational duties towards children."

Ebeveynler, çocuklarına karşı temel eğitim görevlerini asla ihmal etmemelidir.

👍 0 👎 0

Mitigate

hafifletmek
+ azaltmak, yatıştırmak

"We should take quick steps to mitigate the negative effects of the crisis."

Krizin olumsuz etkilerini hafifletmek için hızlı adımlar atmalıyız.

👍 0 👎 0

Invoke

başvurmak
+ çağırmak, uygulamak

"The legal team decided to invoke the historical human rights law."

Hukuk ekibi, tarihi insan hakları yasasına başvurmaya karar verdi.

👍 0 👎 0

Impose ... on ...

dayatmak
+ yüklemek, vergi koymak

"The government decided to impose strict rules on local markets."

Hükümet, yerel pazarlara sıkı kurallar dayatmaya karar verdi.

👍 0 👎 0

Hinder

engellemek
+ geciktirmek, mani olmak

"High inflation rates can heavily hinder economic development."

Yüksek enflasyon oranları, ekonomik gelişmeyi büyük ölçüde engelleyebilir.

👍 0 👎 0

Harness

faydalanmak
+ faydalanma, utilize, kullanmak

"Engineers want to harness wind potential to generate clean electricity."

Mühendisler, temiz elektrik üretmek için rüzgar potansiyelinden faydalanmak istiyorlar.

👍 0 👎 0

Hamper

engellemek
+ köstek olmak, aksatmak

"The lack of official data will serious hamper the scientific progress."

Resmi veri eksikliği, bilimsel ilerlemeyi ciddi şekilde engelleyecektir.

👍 0 👎 0

Foster

teşvik etmek
+ geliştirmek, büyütmek

"The global project aims to foster technical innovation in education."

Küresel proje, eğitimde teknik yenilikleri teşvik etmeyi amaçlıyor.

👍 0 👎 0

Fluctuate

dalgalanmak
+ değişip durmak

"Oil prices tend to fluctuate due to sudden political changes."

Petrol fiyatları, ani siyasi değişiklikler nedeniyle dalgalanma eğilimindedir.

👍 0 👎 0

Facilitate

kolaylaştırmak
+ sağlamak

"Modern digital tools will facilitate effective communication between teams."

Modern dijital araçlar, ekipler arasındaki etkili iletişimi kolaylaştıracaktır.

👍 0 👎 0

Expedite

hızlandırmak
+ kolaylaştırmak

"We need to find a faster method to expedite the delivery process."

Teslimat sürecini hızlandırmak için daha hızlı bir yöntem bulmamız gerekiyor.

👍 0 👎 0

Exert

uygulamak
+ kullanmak, çaba sarf etmek

"The manager tried to exert his personal influence on the board decision."

Müdür, yönetim kurulu kararı üzerinde kendi kişisel nüfuzunu uygulamaya çalıştı.

👍 0 👎 0

💬 Bu deste hakkında hızlı yorumlar

Tek tıkla bu içeriğe hızlı bir izlenim bırak. Bir aktif yorumun olur; yenisini seçersen eskisi güncellenir.

Toplam yorum
👍 Olumlu 0 👎 Olumsuz 0 💬 Nötr 0 🎉 Eğlenceli 0
Hızlı yorum bırakmak ister misin? Giriş yap veya ücretsiz hesap aç.

Topluluk yorumları

Henüz yorum yok. Üye olunca sen de yorum bırakabilirsin.