Destelere dön

YDS Akademik Kelimeler - Deste 4: Sıfatlar (I-V)

I harfinden V harfine kadar olan, durum, etki, yaygınlık belirten en popüler akademik sınav sıfatları.

Orta 🧠 Kelime Hazinesi EN → TR 🃏 30 kart 🌍 Herkese Açık Deste
#adjectives #akademik #sinav #yds
Son güncelleme: 2026-06-13
▶ Çalışmaya Başla

Hemen pratik yap

  • 30 kart hazır
  • 4 şıklı test moduyla pekiştir
  • Tahmini süre: 3–5 dk
  • EN → TR

📊 Deste istatistikleri

Topluluğun bu destedeki performansı.

Bu deste henüz çalışılmamış. İlk çözen sen ol!

Bu destedeki kartlar

30 kart

Preoccupied with

meşgul
+ kafalasını kurcalayan, dalıp gitmiş

"The director was heavily preoccupied with the financial budget crisis."

Direktör, finansal bütçe kriziyle yoğun bir şekilde meşguldü.

👍 0 👎 0

Assumption

varsayım
+ sanı

"The scientific theory is built on the assumption that global temperatures will rise."

Bilimsel teori, küresel sıcaklıkların artacağı varsayımı üzerine kurulmuştur.

👍 0 👎 0

Viable

uygulanabilir
+ yaşayabilir, geçerli

"Electric cars offer a viable alternative to traditional gasoline vehicles."

Elektrikli arabalar, geleneksel benzinli araçlara uygulanabilir bir alternatif sunuyor.

👍 0 👎 0

Unprecedented

eşi benzeri görülmemiş
+ emsalsiz

"The economic market experienced an unprecedented growth over the last decade."

Ekonomik piyasa, son on yılda eşi benzeri görülmemiş bir büyüme yaşadı.

👍 0 👎 0

Susceptible to

yatkın
+ duyarlı, kolay etkilenen

"Elderly people are usually more susceptible to severe winter infections."

Yaşlı insanlar genellikle şiddetli kış enfeksiyonlarına karşı daha yatkındır.

👍 0 👎 0

Substantial

önemli
+ büyük, azımsanamaz

"The local company made a substantial profit from international sales."

Yerel şirket, uluslararası satışlardan önemli bir kâr elde etti.

👍 0 👎 0

Subsequent

sonraki
+ ardından gelen

"The first meeting failed, but subsequent discussions led to a dynamic agreement."

İlk toplantı başarısız oldu, ancak sonraki tartışmalar dinamik bir anlaşmaya yol açtı.

👍 0 👎 0

Stringent

sıkı
+ katı, titiz

"The aviation industry applies stringent safety regulations for passenger flights."

Havacılık sektörü, yolcu uçuşları için sıkı güvenlik düzenlemeleri uygular.

👍 0 👎 0

Scarce

kıt
+ yetersiz, nadir

"Food and clean water resources became scarce after the massive earthquake."

Büyük depremden sonra yiyecek ve temiz su kaynakları kıt hale geldi.

👍 0 👎 0

Robust

güçlü
+ sağlam, dinç

"The IT experts developed a robust digital security system against hackers."

Bilişim uzmanları, hackerlara karşı güçlü bir dijital güvenlik sistemi geliştirdi.

👍 0 👎 0

Relevant to

ilgili
+ ilişkili, uygun

"Please only share information that is directly relevant to our discussion."

Lütfen yalnızca tartışmamızla doğrudan ilgili olan bilgileri paylaşın.

👍 0 👎 0

Pronounced

belirgin
+ açık, kesin

"There has been a pronounced improvement in his overall English test scores."

Onun genel İngilizce test puanlarında belirgin bir gelişme oldu.

👍 0 👎 0

Prominent

belirgin
+ tanınmış, önde gelen

"A prominent scientist gave an inspiring speech about renewable energy."

Önde gelen tanınmış bir bilim insanı, yenilenebilir enerji hakkında ilham verici bir konuşma yaptı.

👍 0 👎 0

Profound

derin
+ büyük, etkili

"The introduction of the internet had a profound impact on global trade."

İnternetin hayatımıza girmesinin küresel ticaret üzerinde derin bir etkisi oldu.

👍 0 👎 0

Prevalent

yaygın
+ görülme sıklığı yüksek

"This dangerous tropical disease is highly prevalent in wet forest areas."

Bu tehlikeli tropikal hastalık, ıslak orman alanlarında oldukça yaygındır.

👍 0 👎 0

Indifferent to

kayıtsız
+ ilgisiz, vurdumduymaz

"The young generation seems indifferent to the traditional political debates."

Genç nesil, geleneksel siyasi tartışmalara kayıtsız görünüyor.

👍 0 👎 0

Preliminary

ön
+ ilk, başlangıç niteliğinde

"The preliminary findings of the medical research look highly encouraging."

Tıbbi araştırmanın ön bulguları son derece teşvik edici görünüyor.

👍 0 👎 0

Plausible

makul
+ akla yatkın, akıllıca

"The scientist offered a plausible explanation for the sudden weather change."

Bilim insanı, ani hava değişimi için makul bir açıklama sundu.

👍 0 👎 0

Pervasive

yaygın
+ içine işleyen, her tarafa yayılan

"The pervasive influence of digital social media affects teenagers deeply."

Dijital sosyal medyanın yaygın etkisi gençleri derinden etkiliyor.

👍 0 👎 0

Persistent

sürekli
+ inatçı, kalıcı

"The country suffers from persistent economic problems due to high inflation."

Ülke, yüksek enflasyon nedeniyle sürekli ekonomik sorunlardan muzdariptir.

👍 0 👎 0

Optional

seçmeli
+ isteğe bağlı

"Attending the evening lecture is completely optional for university students."

Akşam dersine katılmak üniversite öğrencileri için tamamen isteğe bağlıdır.

👍 0 👎 0

Obsolete

modası geçmiş
+ eski, kullanımdan kalkmış

"With the rise of smartphones, traditional landline phones became obsolete."

Akıllı telefonların yükselişiyle birlikte geleneksel sabit hatlı telefonların modası geçti.

👍 0 👎 0

Notable

dikkat çekici
+ önemli, göze çarpan

"There has been a notable increase in the number of electric cars this year."

Bu yıl elektrikli araba sayısında dikkat çekici bir artış oldu.

👍 0 👎 0

Marginal

sınırlı
+ çok az, marjinal

"The improvements in the new software version caused only a marginal difference."

Yeni yazılım versiyonundaki iyileştirmeler yalnızca sınırlı bir fark yarattı.

👍 0 👎 0

Legitimate

meşru
+ yasal, haklı

"The residents raised a legitimate concern about the safety of the new project."

Mahalle sakinleri, yeni projenin güvenliği hakkında meşru bir endişe dile getirdi.

👍 0 👎 0

Intrinsic to

içsel
+ özünde olan, asli

"A desire to learn is intrinsic to human nature from early childhood."

Öğrenme arzusu, erken çocukluktan itibaren insan doğasının özünde vardır.

👍 0 👎 0

Insurmountable

aşılmaz
+ başa çıkılamaz

"The language barrier proved to be an insurmountable obstacle for the team."

Dil bariyerinin, ekip için aşılmaz bir engel olduğu görüldü.

👍 0 👎 0

Impermissible

izin verilemez
+ yasaklanmış

"Using mobile phones during the academic exam is strictly impermissible."

Akademik sınav sırasında cep telefonu kullanmak kesinlikle izin verilemez bir durumdur.

👍 0 👎 0

Inherent in

içsel
+ doğasında olan, özünde olan

"Financial risks are always inherent in any major stock market venture."

Finansal riskler, herhangi bir büyük borsa girişiminin doğasında her zaman vardır.

👍 0 👎 0

Inert

etkisiz
+ hareketsiz, asal (kimya)

"Helium is an inert gas that does not react easily with other chemicals."

Helyum, diğer kimyasallarla kolayca reaksiyona girmeyen etkisiz bir gazdır.

👍 0 👎 0

💬 Bu deste hakkında hızlı yorumlar

Tek tıkla bu içeriğe hızlı bir izlenim bırak. Bir aktif yorumun olur; yenisini seçersen eskisi güncellenir.

Toplam yorum
👍 Olumlu 0 👎 Olumsuz 0 💬 Nötr 0 🎉 Eğlenceli 0
Hızlı yorum bırakmak ister misin? Giriş yap veya ücretsiz hesap aç.

Topluluk yorumları

Henüz yorum yok. Üye olunca sen de yorum bırakabilirsin.